GABRIEL GARCIA MARQUEZ...


Advertisement
Colombia's flag
South America » Colombia » Cartagena
February 9th 2018
Published: April 23rd 2018
Edit Blog Post

GÜN 08 09 ŞUBAT CUMA CARTAGENA:

Bugün, İstanbul’dan çıkalı bir hafta olmuş..Rüzgar gibi geçti..

Programda, Cartagena’nın görmediğim bölümleri var…

Gabriel Marquez evi..Eski eserler müzesi…Deniz müzesi ve Modern sanatlar müzesi gezildi..

Bilahare ara durak…dinlenme ve haberleşme mekanımız Cafe Juan Valdez..

Cartagena için 3 gün yeterliymiş ama bunları ancak yolda yaşayarak öğreniyorsun..

Öğlende pizza dilimi ile idare ettim.Hava çok sıcak olunca rahat yiyemiyorsun..

Zira nereye girersen gir, buz gibi bir hava karşılıyor seni ve hasta olmak an meselesi oluyor…

Güneşin hızı azalana kadar odamda oyalandım.

Akşam üstü etrafı kolaçan etmek maksadıyla hiç gitmediğim tarafları ziyaret ettim.

Örneğin, Getsemani diye bir semt var…oldukça varoş fakat çok değişik ve neşeli..

Küçük,küçük salaş kahvelerde (Cafe )karanlık bakışlı erkekler ve oldukça ihmal edilmiş kadınlar oturuyor..

Her kahve (Cafe )kendi kafasına göre bir müziği avaz avaz çığırıyor..

Dolayısıyla mahalle, tam bir curcuna sergiliyor..

Hissettiğim kadarı ile ,bu halkı üç unsur ile bir güzel uyutmuşlar.

1-Din

2-Müzik

3-Futbol

Dünyaları, varsa yoksa bu üç konu üzerine dönüyor..

Biramı Plaza de Duana da içtim..sokaklarda dans edenleri ve fazla para kazanamayan sokak şarkıcılarını izledim..

Kafasında ışıklar saçan örümcek adam fazla ilgi çekmiyor… ne yazık…Spiderman üzgün…

Oradan ayrılıp bir hamburgeciye daldım.

Diyorum ya ,latin yemeklerine bir türlü alışamadım bana göre değil… artık otele dönme zamanı geldi…

Günü kapatmadan önce biraz Gabriel Marquez…

“Kırmızı Pazartesi”nin ölümsüz yazarı Kolombiyalı Gabriel García Márquez, tüm Latin Amerika'da Gabo olarak bilinen, romancı, hikâyeci ve oyun yazarıdır.

20. yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olarak ,1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nükazanmıştır.

Kolombiya halkı 50.000 liralarının üstüne onun resmini koyarak şükranlarını arzetmiştir.Darısı bizim yazarlarımızın başına inşallah…

İçerik ve tad olarak biraz Arjantinli Jorge Luis Borges in “Hayatımı yeniden yaşayabilseydim…eğer “adlı mektubunu andırıyorsa da, sizinle, üstatın ünlü veda mektubunu paylaşmak istiyorum

Marquez’in Veda Mektubu

Tanrı, bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.

Eşyaların maddi yönlerine değil, anlamlarına değer verirdim.

Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.

Baskaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım.

Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.

Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek, dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.

Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır.

Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.

Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde…

Artık ölebilir miyim?

Gabriel Garcia Marquez
Kayıt Tarihi : 18.1.2017 14:10:00
































Additional photos below
Photos: 6, Displayed: 6


Advertisement



Tot: 1.26s; Tpl: 0.052s; cc: 9; qc: 40; dbt: 0.046s; 1; m:saturn w:www (104.131.125.221); sld: 2; ; mem: 1.4mb