Hicran Cigdem Yorgancioglu Syria Damascus Suriye Şam


Advertisement
Syria's flag
Middle East » Syria » South » Damascus
December 4th 2009
Published: December 11th 2009EDIT THIS ENTRY

Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Omayyad Camii
Hicran Çiğdem Yorgancıoğlu ‘nun Suriye devr-i Alem Hicri Alem Hicran Çiğdem Seyahatnamesi’nden ..seyahat notlarından alıntılardır . Her hakkı saklıdır .. / Eserin tüm telif hakları H.Çiğdem Yorgancıoğlu’na aittir . Eserin izinsiz kopyalanması çoğaltımı ,yayını ,dağıtımı halinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun hükümleri geçerli olacaktır.

KOMŞU KIZI ŞAM ‘da İHTİŞAM ve YaŞAM 'a HAZIRLIK





Yeni bir seyahat , kültür sanat ve tarih içinde yeni bir manzume arayışı. Karıncalanıyorum yeni renklere ve mürekkebime . Mukaddes mekanlarda sanki hırkam üzerimde … Üzerine cübbeye ne gerek ..Bu sene mubarek cografyalarda Konya ,Urfa Peygamberler şehri ile bağlantılı gezimin 3. Ayağı Şam… Mübarek olmayan herhangi bir yer var mı sanki yeryüzünde bu da başka bir sual cevabı verecek olanlara .



Basitçe anlatacağım herşeyi .

Basit ve karmaşık kodların arasında
Basit ve yalınlıkla zenginleşmiş bir hikâye
Basite indirgenemez
Peki basit kadar algımıza genişleme veren
Basit ama etkili formülün
Üzerimizdeki yükleri nasıl da sadeleştirceğini
Görmezlikten mi geleceğiz .



Hafif bir kırklık ve birkaç günlük uyksuzluk , neyseki havalimanı çok kalabalık değil yolcuların çoğu gündüzden yola koyulmuş . Havalanında rötarla başladı yolda aksaklık. Bu aksaklığın o sırada yolculuğumun tahminimden kısa zamanda Şam’a da nufüz edeceğinden ve sağlığımı da etkileyeceği bilgisinden uzaktım .Ben National Geographic dergisine bakarken Nilufer de bir Naüre Çarkı Suriye Yolculuğu kitabını okumakta idi. Naurede nedir diye düşündük sonradan öğrendim ki Asi nehri kıyısında büyük, su dolapları ve çarkları varmış çarklarla bu naûreler bağlantılı imiş . Çarklar ahşaptan yapılmış ve öyle inşa edilmiş ki, her parçası bir diğerine yaslanarak mükemmel bir büyük çark çıkarırmış ortaya. Bu çarkı döndüren suların sesi, akıp giden zamanın yankısını andırıyormuş . Kitabın yazarının mısrasında geçen naûre ise bir dilberi konu alıyormuş.



Uçak gecikince Hafız Esad ve oglu şu andaki Suriye devlet başkanı Başer Esad'(Asad) Asad’ın hayatına (Hafız Esad’ın her ne kadar veliaht olarak büyük oğlu Binbaşılığa yükseltilen Basil’e devlet yönetimi için yatırım yapsada 1994’de Şam’da trafik kazasında hayatını kaybedince Avrupa’da göz doktoru olarak staj yapan 28 yaşındaki oğlu Baser Esad’ın ı Şam’a çağrılıp Askeri Akademi’de eğitim alarak devlet yönetmeye hazırlanması ve benzeri ) ve Hamas ‘a ilşkin biraz daha değişik kaynak bilgisi sahibi olduktan sonra Suriye Sosyalist Arap Baas Partisini konuşuyoruz ,nihayet aqua mesajında rehaveti ile pruvayı Ortadoğu’ya çevirip yola rahvan oldum dostum Nilüfer ile .Bu arada bir kaç ay önce Başer Esad’ın Türkiye gelip Tayyip Erdoğanla Dolmabahçede verdikleri pozları ve iftar yemeklerini hatırlıyorum. Pek de iyidiler. O sırada, adına "Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması" dedikleri sözleşmeyi imzalayıpta , can ciğer Sınırları açsak mı teklifine "neden olmasın" sözü üzerine komşuların kapılar açılmış mıydı açılmamışmıydı henüz bilemedim belkide tam açıldığı sıralardır. Tam Türkiyenin İsrail ile Suriye arasındaki aracılık görevinin nasıl aktarıldığını düşünürken ,lounge da arka koltukta oturan dünyadan bi haber apolitik bir çiftin "aa grev mi olmuş, bugünde mi varmış " tarzından kamu Emekçileri Grevini konuşma biçimlerine kulak kesildik.Neo-liberal politikalar sayesinde zenginleşmiş ve kafası teneke kalmış Oz büyücüleri gibi göründüler bir an gözüme.







HAYDİ ŞAM YOLCUSU KALMASIN

Dünyanın en eski antik şehirlerinden biri olarak kabul edilen , çöl ortasında bir vahaya , olağan üstü hal kanunlarına yolculuk. Şam yada ingizlice de Damascus olarak bildiğimiz , Dimeşk, Damaşk gibi isimlerle anılan şehre ait bu kelime Mısır’dan gelen Arapça bir kelime imiş . Araplar Ash-Shām diyorlarmış ve bu da Kuzey demekmiş yani Şimal kelimesi ile aynı . Malum Şam'ın antik tarihi bölgesi UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde ve koruma altında .UNESCO korumazsa kültür mirasları korunmayacak mı zihinlere takılsın diye ortaya bıraktığım bir soru.

Havalanında döviz kuyruğu sırasında, Fransa’dan ölen babasın cenazesini kaldırmak için Şam'a gelen doktor Francesco ile
Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Ugarit...Syria National Museum
konusurken , Doktor ile başlayan seyahat merhabasının , benim için seyahat dönüşü bir hastane ile sonlanacağını henüz bilmiyordum .

1 USD Karşılığı 48 Suriye Pound'una dek geliyor , hesaplar yapıyoruz .Döviz masası işi olabildiğince ağırdan alan aheste beste fıstiki makami ile paraları sayadursun , Francesko ile de anlaşıp 1800 SP ye 3 kişi taksiyi kiralıyoruz . Bu arada taksi de dökülüyor eskilikten. Şöfor kemerini bağlamadan seyahat ediyor.



Sabah 4.15 gibi otele giriyoruz hopörlerden ezan gibi bir ses geliyor ama ezan değil , meğer Kur'an okunuyormuş .Victoria Bridge şehir merkezi olarak mıntıkalanan Muhafazat bölgesindeki Otel 5 yıldız ,pek güzel ama manzarası berbat.Üstelik karşıdaki binalardaki çanak antenler de korkunç gözüküyor .Bu arada ükenin telefon kodu 963 ve Turkcell ile roaming yapan SyriaTel GSM şebekesi hoş geldiniz mesajları atıyor . Elektrik 220 V, bizimle bir fark yok ve şarja takılıyor telefonlar . Uykum gelmiyor bir türlü . Nilüfer'in uyanmasını bekliyorum .

Saat 10.40 Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır bu sözü tekrarlıyorum. Şam ‘a hazırız . 1946 yılındaki ayaklanmayla Fransız sömürgesinden kurtulmuş ve Suriyenin başkenti olmuş olan Şam’a . 1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Suriye'yi ele geçirmesiyle epeyce izler bırakmışız şehirde .

Kurban bayramının ilk günü öğlene doğru kendimizi Şam sokakların atıp ilk olarak soluğu Citadel istikametinde şehrin kapılarından birnin yönüne dönerek Souq El Hamidiye de yani Sultan Abdülhamid tarafından 1863 te yaptırılan tarihi Hamidiye çarşıısnda aldık , Souk kelimesi malum çarşılara ismini veren bir kelime (her ne kadara sokak kelimesi de souk dan gelse bile) . Kalabalığı yararak ilerledik Hamidiye Çarşısında..Bayramın ilk günü olduğu için, bu otantik çarşının dükkanları genelde kapalı sadece işportacılar sarmış çarşıyı . Tavanın kubbesi bizim kapalı çarşı gibi heybetli değil. Tavan kısmında dikkatli bakılınca görülen deliklerde havalandırma deliği değil ,1925 ‘de Fransızlar'a karşı başlatılan ulusal direniş hareketine karşı Fransız uçakları tarafından yapıan misillemeye istinaden makineli tüfek ateşi ile oluşmuşlar .Çarşı binaların üzerinden sarkan lambalar ise sempatik duruyor .Nilüfer dondurmaları inceliyor son gün yesem bari diyor. Esnaf şam ipeği ve bilimum işporta mallarını göstermek için dikkatimizi çekmeye çalışıyor. "Bir gün Mevlânâ Şam çarşısında iken, başı külahlı siyah entarili bir adamın Mevlânâ'nın elini öperek "Ey manalar aleminin sarrafı, beni bul, beni anla" diyerek kalabalığa karıştığı ve bu adamın Şems olduğu rivayetinde sözü geçen çarşı acaba bu çarşı mı bilmiyorum.

Çarşıyı aşınca ellerinde oyuncak kalaşnikoflu yaşları 7 ile 13 arasındaki ufak erkek çocukları sardı etrafımızı . çocukların bazıları aralarında Arapça’nın yansıra Kürtçe konuşuyor. .. Ez te hezdikhem diyor ufaklıkların biri kara parlak gözlerini çevirip . Bu cümleyi son Erzurum seyhatimde duymustum elinde oyuncak silahla sevgi sözcüğü nasıl bir ironi .

Her ne kadar fotoğraf çekilmek için erkekler poza hazırlanıyorsa da kadınlar fotoğraflarının çekilmesi konusunda pek istekli değiller ve bunu kibar bir uslupla dışarı vuruyorlar . Yolda bir delikanlı Salahuddin kapı o tarafta diye gösteriyor .

Ülke 1963 yılında askeri darbe den daha sonra ;1973 yılında kabul edilmiş olan Anayasası ile idare ediliyor.Devlet başkanı görev süresi 7 sene.Tabi devlet başkanlığı adaylığı icin yaş sınırının 40 tan 34 e düşürülmesi icin değiştirlen kanun da bu Anayasaya dayanıyor sebebi elbetteki babanın ölümü sonrası Esed'in göreve geçmesi.



Müslüman Kardeşler eskiden devletle birlikte hareket ederken 1980 den bu yana yasak bir örgüt konumunda yöneticileri 1982 den sonra sürgüne gönderilmiş vaziyette .

Bilet alınıyor . Kukuletalar ve tesettürlü entariler …..Benim seçimim kabanım ve onun tüylü kukuletası . Mehdi'nin ve İsa'nın ineceğine inanılan Şehrin en büyük, en eski ve görkemli camisi olan Omayyad Camii ya da Türkçe olarak bildiğimiz ismi ile Emevi caminin içinde mihrap minber yönünde oturup tavanı altın kakmalı ahşapla süslenmiş bölümleri bir süre inceledikten sonra ayakkbılarımızı elimizde avluya çıktığımızda bir
Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Omayyad Camii 2
de ne görelim. Mucize . 8 sütun üzerine yükselen hazine kubbesi, kamu hazinesini korumak amacıyla Abbasiler döneminde yapılmış . ”Beytül Mal” deniyor yanlış anlamadı isem . Avlunun tenhalığı d a büyülü . Sevinçten ve yalınayak donan ayaklarım nedeni ile koşar adım gidiyorum avluda . Fasada büyük bir hayranlıkla bakıp işlemeleri ve nişleri inceliyorum . Bir kaç görüntü alıyoruz.



Kilise olarak kullanılmakta iken Şam'ın Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra, 705 yılında Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından bir kısmı camiye çevrilmiş Emevi Camisinin. Sonrasında yapılan tadilatlarla genişletilip şimdiki halini almış ve tamamı cami olarak kullanılmaya başlanmış. Müslümanlar tarafından kıyamete yakın Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceği rivayet edilen "ak minare" de bu camiye ait . Camide ayrıca, Hz.Yahya Peygamberin kabri (mekanın içinde tam ortada duruyor) ile İmam-ı Hüseyin'in Kerbela'da Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek başlarının defnedildiği ve ziyaret edildiği bölüm de bulunmakta imiş. Cami de 4 farklı mezhebi temsilen dört ayrı mihrap yapılmış olması dikkat çekici .Meşhur İslam alimi İmam-ı Gazali'nin meşhur eseri İhya-u Ulumid-din'i bu camide kaleme almış olduğu söyleniyor. Bir diğer yandan Bediüzzaman Said Nursi (Hutbe-i Şamiye) diye anılan ünlü Şam Hutbesi'ni 1911 yılında bu camide yapmış olduğu söylenmekte .



Emeviye camisinin kapladığı 7000 m² 'lik alanda ayrıca Selahaddin Eyyubi türbesi, Hz.Hüseyin'in kızı Seyide Rukiye Camisi, Türk Şehitliği ve turistik eşya satan bir çok dükkan da bulunmakta . Emevi Cami Salahuddin ismi ile birlikte anılıyor. …Selçuklu atabeklerinden Nüreddin Mahmüd Zengi’nin yanında Haçlılara karşı yapılan muharebelerle Haçlı Seferlerine başlayan ve ingiliz Kralı Arslan Yürekli Rişar'ı (Richard) dize getirerek Haçlılara karşı zaferler kaznmış , 88 yıl Frankların elinde kalan Kudüs’ü düşürmüş bir kahraman kumadan olarak tanınan Eyyubi devletinin kurucusu Selahaddin Eyyübi’nin mekanı olmuş.



Camiden çıktıktan sonra yola devam ediyoruz gördüğümüz kahveden bir hayli etkileniyor Nilüfer , keşfede keşfede süzülüyoruz dar sokaklardan. Klise üzerine üzerine klise geziyoruz . Karnımızı doyuryoruz bir nebze .Internet erişimi namümkün .Zaten Suriye Facebook'u boykot etmek için siteye erişimi kapatmış. Hatta sanırım Youtube burada da kapalı. Kablosuz İnternet Erişimi olduğu söylene yerlerde dahi blackberry üzerinden ulaşmak mümkün değil.

Sokaklarda gezinirken ,antika Vintage Citroen eski bir TV dizisi olan Avukat Petrocelli ‘nin arabasına raslıyoruz. Farlarına odaklanınca sanki kopek bakıyor suratımıza . Ermeni Gregoryen Kilisesinden ve St. Paul’un yani Hıristiyanlık’ın Şam'dan Antakya'ya geçmesine de vesile olan Tarsuslu Aziz Pavlus'un vaftiz edildiği Aziz Hanania (Ananias) Kilisesi ziyaretinden sonra sonra yine Kiliseleri gezerken Ortodoks ve Katolik kliselerin farkları hakkında mütalaa ededuralım, yolda Finlandiyalı
Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Jupiter Temple
ayağı hafif aksayan genç bir kız ile karşılaşıyoruz Bab Tuma’ya doğru gitmek istiyor yolun bir kısmını birlikte yürüyüp sohbet ediyoruz .İsmi Mary . Türkçede öğrenmesi ilgimizi çekiyor . Yollarda yürüken kent planlamacılığı ya da kentsel dönüşüm projelerinin mükemmel olmasa da Suriye’nin bu şehri çok başarı ile korumasına övgüler yağdırıyoruz .
27.11.2009







BAB TUMA
(Thomas Kapısı)
Yolda Knafeh dediklei künefeler ve baklavalar gözden kaçmıyor .Şambaba tatlısı ne idi diye düşüyoruz tatlılara bakarken sonra Domino Cafeyi de gecip varıyoruz Bab Tuma'ya .Hristiyanların yada genel olarak gayrimüslümlerin tarihte ağırlıkta yaşadığı ve ibadet ettiği bölgede ,Sünni, ve Şii Müslümanlarla dolu bir kalabalık Bab Tuma da kapının arkasındaki kalede çınlıyor sesler.Kılıcı sallıyor folklorik kıyafetli adamlardan biri konusurken ve ülkeye ovguler yagdiran sozleri daha da coşkulanıyor sanki ümmetini cihata çağrıyor gibi bir vucut dili ve ses tonu var. Sonra şarkılar ve oyun havaları geliyor . O adamların yüzüne bakınca 2 şey geçiriyorum zihnimden .Sakin bir denizde herkes kaptan kesilir.sonra da bu düşünce başka biri ile yer değiştiriyor . "işte bu motivasyonla yapiyorlar savaşlarını …"Şehitlik böyle kutsal kılınıyor... diye.





Oluyorsa çöl ortası yeşillik
Süryani Ortodoks, Katolik
Neden olmasın ki sanki birliktelik
Üstelik
Şam’da yeni bir replik





Sema için dönüşe hazırlananlar üşüyor . Bir kaç kare alıyorum . Aniden kaybolup gitiğinde , Mevlana’nın Tebrizli Şems’i umutsuzca Şam’da aradığı gibi aramak geldi içimden Eftalyayı …Şems gibi kaybolmak istiyorum Şam sokaklarında … Nasıl ki Mevlana, Şems’in aynasında gördüğü kendi eşsiz güzelline hayran oldu ben de aynada Eftalyanın yüzünden kendimdeki izlere bakınca dönmek geliyor içimden .. Durmaksızın dönmek. Varlık sahasını henz terk ettiğine henüz ünanmayışımdandır …

Konser sonrası , Mevlevilerin dönüşünü izlemeden Domino Cafe ‘ye kaçıyoruz . Sigara ve nargile dumanı dışında keyifli bir yer. Yan masadan istenen çakmak Türkçe konuşan bir genç delikanlıyı çıkarıyor önümüze . Üstelik Türkiye ile de direk bir bağlantısı yok . Gayet akıcı seri ve bozuk olmayan bir aksan ile konuşuyor . Çok az devrik cümle kuruyor.
27.11.2009





Beit Ramzi de oteli gezerken gördüğümüz 200 yıllık bir bonzai agacı ve bir soyagacı resmi dikkatimizi cekiyor . Sedef kakmacılığı da ilginç bir sanat elbet . Monalisa’da muzik programı başlayana dek vakit geçirelim derken önce kapısında limuzin bekleyen bir kliseden içeri giirp düğün öncesi salonu teftişe gider gibi davetliler arasında kısa bir süre kuurluyor sonra da gelin ve damata bakıp kliseden çıkıyoruz . Sonra O dar sokalardan Bab Sharqi’ye doğru uzanan Staight Street üzerinde geziyoruz . Straight street ile Bab Touma street . arasında "via recta" da Beit Zaman otelin içini gezerken tavandaki renkli nişler arasındaki Ajami stili olarak adlandırılan ahşap mozaiklerden etkileniyoruz. Bu mozaiklerin en güzelleri Jillak Çay Odasındakiler.
“Hammam Zaman” adını verdikleri hamam bölümü ise biraz iç sıkıcı olsa da değişik . 300 yıllık çeşme en çarpıcı kısım . Girdiğimiz mağazalarda ahşap mozaik ve telkari işçiliği çalışmalar epey dikkat çekiyor . Bu arada camisisz minare olur mu olmaz mı dememli var işte Şam’da . Şam ipeği diye envayi çeşit tekstil gösteriliyor bize . Bu arada girdiğimiz mağazalardan birinde pek sevdiğim Lübnan'lı şarkıcı Fairouz ‘un sesinden Mozart’ın 40.senfonisi Ya ana ya ana çalıypr . Daha ilk günden pek çok yerde dinledim Fairoz’u Şam’da .

Mona Lisa ‘da kapıya yakın havadar bir bölümde nargile ve sigara dumanına maruz kalmadan hem yemek yiyor hemde müziği dinliyoruz . Nilüfer'in seçimi fette oldu. Malum nohut Suriye mutfağının vazgeçilmezi . Falafel .Her ne kadar ben ilgilenmsemde nohut maydanoz ve baharata karışınca bir başka güzel oluyor .Falafelde pek meşhur yemekleri falafel köftesinde çekilmiş fasulye ve taze nohut oluyormuş. Kırmzı biberli peynirleri tam damak tadıma uygun bir meze . Meze kelimesi bizdeki anlamı ile aynı . yemeklerin yanısra bol bol mezeler var. Hommus Tahini ,Baba Ghannouges ve pek cok çeşit.

Gece otel dönüşü uzun süren banyo çölün suyuna acı sesleri ile nidalanırken sanırım sesler Şam’ın Al Tayep Sular İdaresine kadar gidiyor .
27.11.2009







UGARITLER VE ALFABE

Sabah ilk ziyaret adresimiz Suriye Ulusal Müzesi ve orada Ugaritler favorimiz oldu. İşte Terry Cunningham’ın yönetmenliğini yaptığı Jack Hunter ant the Lost Treasure of Ugarit"filmine konu Ugaritler . Ugaritlerin T tarfi artı işaretine pek benziyor .. Şu andaki t sesimiz ile pek bir bağlantılı. Her ne ise ,M.Ö 14. Yüzyıla tarihlene 30 simgeli Ugarit çivi(cuneiform) yazısı alfabesi denen tarihin ilk düzenli liner alfabesini kil tabletler üzerinde dikkatle incelelemiz hoşuna giden Müze bekçisi Muhammad müsamakar şekilde gizlice fotoğraflar nasıl çekilir taktikleri veriyordu . alfabe kelimesi Yunan dilinin ilk iki harfi olan alfa ve beta'dan türediğine göre bu fotoğraf çekme işinin de bir alfabesi var der gibi idi bakışları ve mimikleri . Ugarit bir Fenike uygarlığının yaşadığı kentin ismi aslında .Zira başta neden böyle bir uygarlık duymadık daha önce diye düşünüyoruz baştan . Sonra Biblos gib, Sur gibi bir kent oldugunu anlayınca aydınlanıyor her şey . Karşımıza çıkan sfenksler bir hayli etkileyici türden. Birnin kafası gitmiş .
Bilinmeyen bir prensin fildişinden yapılma kafası , silindirik mühürler Yunanistan Myken ve Fenike Uygarlığından kalma çömlekler mari adına adanmış Bronz çağı salonu ,Kral Cansud’un hazinesinin oldugu salon , Abbasi izleri mücevherler para sikeler , 18 Yüzyılda mermer ve ahşapla dekore edilmiş odalar ve daha neler neler .
Ebla'da tunç çağından kalma pek çok kil tablet örneği de oldukça dikkat çekici.

Yeni tez konum Ugaritler ile Karagöz arasındaki akrabalık bağlarını çözmek olacak . Yunanlıların alfabeyi Fenikelilerden aldıkları düşünülürse buradan lokum kahve Karagöz milliyetçilik kapısı aralığından Karagöz'e çıkabilirler ama ben akrabalığın bu şekilde olduğunu düşünmüyorum. Ugarit figürlerinden birinin Fizyonomisi bir yana vucut dili bile Karagöz ile aynı olunca daha zengin bir içerik var diye düşünüyorum tabi bu hipotezi doğrulamak ne kadar zaman alır bilmiyorum ama Miliyetçilik elinde de hemen bir sabun köpüğü asparagasa dönüşen bir dezenformasyona kurban gidecek korkusu , ile araştırmamın önünü de kesmek istemiyorum. Hiç alakası olmasa bile araştırmanın yolunda olmanın güzelliği belki de .

28.11.2009







SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ



Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı 7 bin metrekarelik alan üzerindekİ Şam Süleymaniye Külliyesinin kubbe ve duvarlarında hasar tespit edilmiş kubbe nerde ise yıkılmak durumunda imiş . bu nedenle demir ve tahta desteklerle ayakta tutulmuş . Külliyenin önünden geçen Barada nehri ve yer altı suları sebebi ile avluda çökmeler oluştuğu söyleniyormuş ama Barada’yı kurutma sebeplerinin bu oldugunu sanmıyordum .TC bu restorasyona destek veriyor olması ise sevindirici bir sahiplenme

Türkiye ve Suriye işbirliği ile hayata geçirilen proje her iki ülke uzmanlarından oluşan bir heyet gözetiminde sürdürülüyormuş.
Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmış. Külliye'ye 1566 yılında Süleymaniye Medresesi eklenmiş. Son derece yalın ve abartısız bir iç mimarî düzene sahip olan ve Mimar Sinan'ın "Kalfalık eserlerimden biridir" dediği külliye özellikle Türk ve diğer yabancı turistlerin uğrak mekanlarından birisidir. Avluda şu anda bir Askeri Müze bulunmasının yanı sıra külliye kısmında da turistik eşyalar satan bir kaç dükkkanı mevcut.
Ayrıca Külliye içerisinde, 1926 yılında İtalya'nın San Romeo kentinde vefat eden son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'in yani 6.Mehmet’in mezarı da yer almakta. Son dönem Osmanlı padişahlarının torunlarından bazılarının mezarlarının da içerisinde bulunduğu bu küçük mezarlık, sadece Türk ziyaretçilere özel olarak açılmakta imiş . Bu bölümü ben görmedim.. Mezarlığın bakım ve tadilat masrafları ise Türkiye tarafından karşılanmakta.
. Şam Süleymaniye Külliyesi
28.11.2009





SEYIDE ZEYNEP MAKAMI

Şehre 10 km uzağa az gittik uz gittik işte geldik . İran hükümeti türbeye ihtişamlı altın bir soğan kubbe yaptırmış. Seyide Zeynep , inancıma göre Peygamber Efendimiz Hz Muhammed torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın kızları, İmam-ı Hasan ve Hüseyin'in kız kardeşi ola Seyyide Zeynep’in makamı olan Kabrine ziyaret sırasında önce selamlık sonrada haremlik bölümünü gezdim. Heryer ne kadar da ışıltılı. Nasıl olmasın kristallerle kaplı. Kapılar altından . Oradan bir tesbih ,secde taşları ve Mevlana Sülalesinden 27 kuşak dostum Figen Hanım için bir Kuran-ı Kerim de aldım getirdim . Hz.Zeynep Kerbela vakasını bizzat yaşamış,bütün yakınlarının ölümünü izlemiş, çok cefalar çekmiş, yüksek manevi makamlara sahip hanımlar arasında imiş. İçerisi bir hayli kalabalık Arapça ve Farsça ilahiler söyleniyor , türbeye yüz sürenler ağlayanlar ve çırpınanlar envayi çeşit görüntü . Sanki içeride yeni bir cenaze var diye düşünebilir insan. avlu revaklarında beni izleyen nice gözler gördüm ama bir tek kendimi görmedim .. Avludaki minarede pek heybetli ve süslü . Nilüfer ile sözleştiğimiz gibi çıkışta buluşup gördüklerimizi anlatmaya başlayınca türbe konusu muamma oldu . Selamlık tarafında mı yoksa Harem bölümünde mi diye .
28.11.2009

Yemin yesar diye diye
Sorarım , sorarız şehri
Aramilerden Asurdan
Mısır firavunlarından
Moğollardan ,Haçlı ordularından
Ne sorarım tarihe geçmişe yarından
Vaftizci Yahya'nın başını bilmem ama
Başım ağrıdı
İçimde kuruyan Barada ırmağında
Ve susuzluktan
ırmaktan fırlayan balıkların ağında
Yırtılıyor göğsüm
Şehrin havasızlığından
Ne anlarım bilmem
Oksijen almak mümkün mü
Casion dağından



Bir konser faslı daha yakaladık . Sufi caz benzeri bir icraat var . Al Noufara sokağında , Noufara Kahve de(Al Noufara Café) bilgisayar üzerine tahsil yaptigini anlatan genç kız kurabiyeler ikram ediyor . Şam sokakları ve gece hayatı yine hareketli burası böyle ise Beyrut nasıldır acaba diyoruz . Tesettürlü hanımlarda var modern giyimlilerde . Kimse kimseye kılık ve kıyafetine bakıp ta olumsuz bir bakış atmıyor .

ilk olarak Osmanlı Padişahı 2.Abdülhamid tarafından ortaya atılan fikre binaen 1900 de yapımına başlanan Bağdat demiryolu hattının devamı niteliğindeki Hicaz Demiryolu’na ait Şam İstasyonu na bakıyoruz .2 demiryolu birleşince İstanbul, Şam üzerinden kutsal Mekke ve Medine'ye bağlanıp hesaplara göre İstanbul'dan Mekke'ye demiryolu ile ulaşım 5 günde gerçekleşmesi planklanmışi ayrıca Projenin , Hicaz ve Yemen'de Osmanlı'yı güçlendirip , Mısır'da Osmanlı nüfuzunu artırıp , askerleri bölgeye emniyet içinde sevk etmek gayesi gerçeklemesi panlanmış . Fakat bu gerçekleşememiş . Lokomotif in pek havalı ve güzel olduğu söylenemez.

Hattın işçileri 7.500 civarındaki Osmanlı askerleriymiş ve
Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Hicaz Demiryolu
demiryolunda çalışan askerler de normal sürelerinden 1 sene erken terhis ediliyorlarmış o zamanlar . Güzergahta ray döşemenin yanında köprüler, istasyonlar, hastaneler ve telgraf merkezleri yapılmış.Bu arada istasyonun içinde arka bölümünde
erkeklerin kıraathanesi görünümünde okey iskambil oynayıp nargile sigara içtikleri bir mekan var .Dumandan nerede ise göz gözü görmüyor .
Sonrasında da Orient Palace otelinin giriş bölümünü inceliyoruz .Oldukça temiz bir otel 3yıldız fakat bakımlı.
28.11 .2009



Sabah mükemmel bir rüya ile uyandım . Atları hissetmeyi öğreniyordum küçük bir seyis kız çocuğundan .Ateşin etkisinden olsa gerek. Derece ateşimi 37.8 gösteriyor. Çok yüksek sayılmasa da vucutta bir iltihap ya da enfeksiyon belirtisi olsa gerek. Rüya yine de güzel . Bir sonraki rüyada ise kar taneleri ve rüzgar var. Yine de tatilde olduğumu hatırlayarak atıyorum kendimi şehre.

Boğazımdaki dikenli teller ve göğsümde adını şeytan koyduğum bir daralma ile Hamidiye çarşıısını atlayarak varıyorum Emevi camisinin önüne ve kalabalığı yararak 3. Yüzyılda inşa edilen Roma tapınağı Jüpiter önünden geçerek Asad Khanı geziyorum . Biraz baharatlara bakıyorum sonrasında . Envayi çeşit hububat ve zahire görüyorum. A vitamini bakımından zengin olan 8 çift kromozomlu iştah acıcı kayısının memleketi ya burası. Pek de hoş gözüküyorlar

Sonra da dar eski Şam sokakları içinde
Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Suleymaniye Kulliyesi
bir süre gezip muvaffakiyetle ilkin Nilüfer ile sözleştiğimiz gibi 12:15 te buluşuyoruz Souq Al Bouzireyeh köşesindeki ,Kasr El Azm Sarayı'nın yani Azam Palace ‘ın önünde. Gölge oyunu konus en dikkati çeken konu bir de eski binanın ve sarayın dibine ilintilenmiş çirkin müştemilat dikkat çekiyor .1749 da yapılmış saray. Duvar ve cephelerde siyah bazalt, kumtaşı ve kireçtaşı kullanılmış bu etnografya müzesinde Haremlik selamlık hadımlık... bölümlerini de geziyoruz . Ablak duvar süsleme tekniğinin kullanıldığı müzenin Kıyafetler bölümünde epey keyif alıyoruz . Osmanlı padişah kaftanlarına benzer giysiler çekiyor dikkatimizi. Gelin odası yanısıra Al Quttab Kuran öğrenilen oda da bir hayli entresan ... Elif ba dan başlayıp sonuna kadar harfleri yazmışlar tahtaya ...

29.11.2009



Yolda bayraklara bakıp bakıp , o müthiş bu ne bayrağı esprisini patlatıyoruz yine . Sonra Beit Sitti ye gidiyoruz . Hani İnsanoğluna konuşmayı öğrenebilmesi için iki yıl, dilini tutmasını öğrenebilmesi için altmış yıl gerekli derler ya . Öyle bir gün olsa gerek. Yemek sırasında yorgunuz yön duygusu ve tarihsel detaylar üzerine az daha zorlasak seyahat ortası izaleişüyuya kadar gidecek meselelerde harmanlanıyoruz sevgili dostumla , Şam sofrası seriliyor yine önümüze ve hamam kubbesi gibi delikleri olan banyoya bakmak için bir de gündüz fırsatı geliyor.
29.11.2009



500 SP tek yön fiyata anlaşarak (sonra da bunu iki yöne çevirierek ) Şam'ın kuzeyindeki Casion tepesine (halkın deyişi ile dağına çıktık . Hava sisli ve puslu idi . Şehrin tepeden görünüşü çok ta iç acıcı değildi ve herkes kendi değirmenine su çekmeye çalıştığı dünyada , Dünya tarihindeki ilk cinayet olan Hz. Adem'in oğulları Kabil ile Habil olayının geçtiği bu dağa ben doğmadan bir yıl evvel gelip İsrail birkaç bomba yollamış.
Şöförümüz yolda İbrahim Tatlises dinletiyor bize kim deyince İbrahim Tatlis diyor.
Klişeler,Anadolu,Mezopotamya,Ortadoğu dönüyor zihnimde . Casion tepesindeki koltuğu düşündükçe gülüşüyoruz .
29.11.2009







Nilufer , Selahaddin-i Eyyubi türbesindeki Türk Hava Şehitleri Mezarlığında çektiği , 1914 te şehit düşen üsteğmen Nuri Yüzbaşı fethi ve Üstteğmen Sadık ‘ın fotografları gösteriyor . askerliğin bu ülkede 2.5 yıl oluşunu düşünüyorum da ne uzun diye geçiriyorum içimden .
Şam-Damascus
30.11.2009





ŞAM ŞEYTANI



Münzevi bir sabah geçiyor inzivada. ne var anlamadım bu havada . Ateşim yükseliyor . Otelin 6.katındaki Çin Lokantasında hızlı bir geç öğlen yemeği yiyorum . Şam'da hastalanıp kalıp İntaniye Mütehahsısları ile uğraşmak hiç mi hiç istemiyorum . Hidrojeologlar duruma ne der bilmiyorum ama Barada nehri gibi kurudum
Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu Cigdem Yorgancioglu

Seyide Zeynep Makamı -Damascus 2009
.

Dünya karşılaştığımız fırtınalardan ziyade gemiyi limana getirip getirmediğizle ilgilendiğinden kendimi ve bavulumu toparlamaya çalışıyorum.Yola çıkmak için yutkunmak ve nefes almakta zorluk çekiyorum göğsümde adeta bir şeytan oturuyor ve içimdeki sükûneti,tekrarlıyorum .
Kanuni Sultan Süleyman’ın sözünü tekrarlıyorum "Halk içinde muteber bir nesne yok, devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi". Göğsümde sanki bir şeytan oturuyor dedim ya . Şam şeytanı dedikleri bu (ya da O ) olsa bu gerek .

Vakit şimdi akşam
Ve yer hala Şam
Nerde başlayıp nerede bitiyor
Bu yaşam
Marpuctan nargileden ,
Tömbekiden uzak dursun
Göğsümdeki şeytan

Şam Havalimanında bile sigara içiliyor olması beni iyiden iyiye çileden çıkarıyor nefesimi kesiyor. Dumansız hava sahası neresi acaba . Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyanın en çok sigara içilen ülkeler listesinde imiş Suriye ve Nüfusun yüzde 30'u, erkeklerin yüzde 50'si kadınların ise yüzde 10'u sigara içiyormuş . Bunların hepside benim olduğum yerdemi içiyorlar diyorum. Sonrası vaktinde kalkan ve havada iniş için oyalanan havada sürekli dolaşan bir uçak . Uçakta hostesler alnıma buz taşıyor . Arada bir Nilüfer'i Batılı İmam seyahata arkadaşı ile yaptıkları sohbeti bölüp derecem yükseliyor mesajları verip yerime oturuyorum. Havaalanında 39 dereceden yaklasık 38 e ateş düşürücülerle inmiş ateşimle geçiyoruz. Nilufer bavullarıma yardım ediyor yarım saat icinde pasaport valiz yolculuk ve Hastanede alıyoruz solugu teshis faranjit oluyor . Bu senenin moda pandemik hastalığı Domuz gribi değildir olsa dahi tesbiti 6 gün sürer diyorlar . Hemen tedaviye gecme zamanı . Serumlarla beden az da olsa kendine geliyor.

Suriye biraz yoruyor fakat keyfim yerinde .Ne toplu iğnenin başı kadar ne de kibrit kutusu kadar pişman değilim Şam'a gittiğime . İvme kazandiran her ne var ise daha da yavaslatmak ister bazen insanı . Yolculuklardaki iç yolculuğun diğer adıdır bu. Puslu Coğrafyalar aracıdır bazen sadece olup bitene . Şimdi ayın sonu ve Kânunusani ayına girmeye hazırım.
30.11.2009


Additional photos below
Photos: 22, Displayed: 22


Advertisement



11th August 2010

merhaba cigdem hanım öncelikle selamlar ben türkideye yani istanbulda yaşıyorum fakat kısa bir süre önce suriyeden bir bayan arkadaşla tanıştım onunla görüşmek icin suriye şama gitmek istiyorum bayramda bana yardımcı olurmusnuz ben suriyeyi bilmiyorum daha dogrusu arapcam yok masrafım ne kadar olur iki gün kalcam teşekkür ederim saygılar 0533 928 40 84

Tot: 0.299s; Tpl: 0.03s; cc: 12; qc: 52; dbt: 0.1062s; 52; m:apollo w:www (50.28.60.10); sld: 2; ; mem: 6.7mb