Erzurum


Advertisement
Turkey's flag
Middle East » Turkey » Marmara » Istanbul
May 11th 2009
Published: January 21st 2012
Edit Blog Post

8. Gün Erzurum şehir gezisi (Sarıkamış’a yolculuk)

Erzurum kelimesi arz-ı rum kelimesinden gelmekte ve Rum Toprağı anlamına gelmektedir. Rum deyince şimdi anladığımız anlamdaki Rum değil Bizanslılar egemenliğinde olduğu süreçte Roma toprağı anlamındadır.
Erzurum hiç ilgimi çekmiyor. Bu şehri fazla muhafazakar buluyorum. İlgimi çekmeyen şehirlerde görülecek yerleri ciddiyetle dinlemediğimi farkettim. Zaten her ilde yapmış olduğumuz Cami ve Kilise ziyaretlerinden de yavaş yavaş sıkılmaya başladım.
Sabah Atatürk Evinin (Erzurum Kongresi ve Atatürk bu şehrin belki de en olumlu tarafları) önünden geçerek, Yakutiye Medresesini daha sonra Lalapaşa Camini gezdik. Caferiye Camii ve Cimcime Sultan Türbesinin yanından geçerek, Ulu (Atabey ) Cami’ye geldik. Caminin imamı Cami hakkında bize bilgi verdi. Cami çok eski. Saltuklular tarafından 1179 tarihinde yaptırılmış. En önemli özelliği kubbesinin ahşap oluşu ve orijinal halini koruyor olması. Kubbe ters kırlangıç yuvası şeklinde yapılmış. Camiden çıktıktan sonra arkasındaki Üç Kümbetleri gezdik. Daha sonra gruptaki arkadaşlardan ayrılarak önce bir çayhanede kıtlama çay içtik, sonra akşamdan çamaşırhane’ye vermiş olduğumuzu kıyafetlerimizi almaya gittik. Erzurum’un kuru havası genizlerimi daha da yakıyordu. Çamaşırhaneden sonra Çorbacıya gittik. Yarım kelle paça, yarım da mercimek çorbası içtim. Arkasından dükkan sahibi Sinan ve bana birer tane nane limon çayı yaptırttı. Çorbacıya Dadaşın ne anlama geldiğini sordum. Bana mert, dürüst kişi
Erzurum kızıErzurum kızıErzurum kızı

Erzurum'un Alaca köyü
anlamına geldiğini söyledi ve sonra bir hikaye anlattı.
Dervişin biri Erzurum’a gelmiş ve meydandaki çeşmeden su içerken, Çeşme’nin, tasın ve zincirinin altından olduğunu fark etmiş. Ahaliden kişilere bu çeşme altından demiş. Onlar bunu normal karşılayarak “nolucak ki” demişler. Bunu üzerine Derviş burada yaşamaya başlamış. Derviş 2 yıl yaşadıktan sonra, bir gün bu Çeşme’nin önünden geçerken kalabalığı fark etmiş. Ne olduğunu sormuş. Tasın çalındığını anlayan Ahali kendisine cevap vermek istememiş. Israr edince “Çeşme’nin tası itti” (Çeşme’nin Tası gitti) cevabını vermişler.
Derviş artık buralarda yaşayamayacağını anlamış ve Erzurum’u terk etmiş. O gündür bu gündür Erzurumlular hayır gelmeyecek bir iş için “Tası itti” derlermiş. Bu ailenin tası itti, bu işin tası itti gibi. Çorbacı sonrasında şu sözlerle devam etti. Erzurum’un tası itmiş, Türkiye’nin tası itmiş, Dünya’nın tası itmiş.
Yerel kişilerle konuşmak belki bir Rehber için bulunmayacak bir nimettir. Çorbacıda kendimize malzeme çıkarmıştık.
Erzurum’dan Sarıkamış’a doğru yola çıktık. Önümüzde yaklaşık 180 km’lik bir yol vardı. Alaca köyünde çeteciler tarafından her iki dedesi katledilen 89 yaşındaki amca bize toplu mezarın yerini gösterdi. Mereklere hapsedildikten sonra süngü ile öldürülen köylü insanların vahşetini bize anlattı.
Pasinler kalesinin resimlerini çektikten sonra Çobandede köprüsünde bir mola verdik. Köprü, Aras nehrinin doğduğu yerdeki bu köprü 1297’de İlhanlılar tarafından yaptırıldı. Aras nehri yol boyunca bize eşlik etti. Sonunda Sarıkamış’taki Kayak Merkezinde bulunan Otelimize ulaştık. Gece Hotel’de sadece yazılarımı yazmak istiyordum ama ne mümkün, diskodan odama çıktığımda saat 02:30’u gösteriyordu.

Advertisement



Tot: 0.525s; Tpl: 0.089s; cc: 5; qc: 44; dbt: 0.0537s; 1; m:saturn w:www (104.131.125.221); sld: 3; ; mem: 1.3mb